Top

Toprak Ana (Cengiz Aytmatov) Kitabı Özeti

 

(Cengiz Aytmatov)

 

Konu

Toprağın İnsan Hayatındaki Yeri

 

 

Ozet

Yeni yıkanmış ak, pak entarisi, pamuklu kara ceketi ve beyaz yazmasıyla yolda ağır ağır ilerliyor kadın. “Merhaba toprak” diye sesleniyor usulca. “Merhaba tolunay” demek geldin Ne kadar kocamışsın. Saçların ağırmış, değnekle yuruyorsun ustelik.” “Evet yaşlanıyorum, bir yıl daha geçti, sende, toprak sende bir hasat geçirdin. Bugun oluleri anma gunu.” “İnsan doğruyu oğrenmeli, tolunay.” Kafasıyla yureği doğruya goturecek mi onu? Hala çocuk.

Onun için, ne yapacağımı bilemiyorum, hayata kussun istemiyorum. Hayatın karşısında yiğitçe dikilsin istiyorum. Geçmiş olayları doğru yargılayacağını bilsem, hayatı gerektiği gibi anlıyacağımı bilsem, ona yalnız kendisini, kendi hayatının değil, başkalarını, başkalarının hayatlarını da kendimi, kendi geçmişimi de, canım toprağım senide, eski gunlerimizi de anlatırdım. Hayat hepimizin aynı teknede yoğurmuş, bir tek demet haline getirmiş. Her insan bu oykunun anlamını kolay kolay çıkaramaz.

Onu içten, yurekten anlamak için yaşamak, denemek gerekir. Toprakla su, insanlar arasında eşit olarak paylaştırılırsa, bizimde kendi tarlamız olursa, bizde kendi tohumumuzu eker, kendi ekinimizi biçersek mutlu oluruz. İnsan için en buyuk mutluluk budur. “Tolunay, çiftçi dediğin, mutluluğu ekip biçtiğinde bulur”. “Toprak, goğsunde hepimize acı çektiriyorsun; bizi mutlu kılmayacaksın, neden toprak diyorlar sana, biz neden doğduk? Biz senin çocuklarınız, toprak. “Mutluluk getir bize, bizi mutlu kıl!”.

Ekmek esmerdi, katıydı ama dunyada hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar tatlı bir kokusu vardı, guneş kokuyordu, taze saman kokuyordu, duman kokuyordu. Bir filiz nasıl tohumdan doğarsa bir ananın mutluluğu da halkın mutluluğundan doğar. Halkın hayatından uzak kalan bir anının hayatı yoktur. “Sevgili toprağım benim, o gunu hatırlıyor musun?””Zamanın başlangıcından beri, yuzyılların izi duruyordu içimde.

Tarihin hepsi kitaplarda yazılı değildir, insanlarda tarihin hepsini bilemezler. Ama benim içimdedir hepsi, butun tarih. İnsan denize benzer, derin yerleri de sığ yerleri de vardır. “Soyle bana, sevgili toprak, hangi ana boyle acı çekti, hangi ana oğlunu bu kadar kısa zaman gordu?” Savaşı alt etmenin tek yolu var, bunu o zaman anladım: çarpışmak, dayanmak, yenmek. Bunları başaramadığın an karşına olum çıkıyordu. İyilik, dağlarda yollarda yaşanmaz.

İnsan raslantıyla karşılaşmaz iyilikle. Ancak bir başka insandan oğrenir. İnsanın hayatı bir dağ yoluna benzer, iner, çıkar, uçurumların kenarından geçer. Hep tek başına aşamazsın o yolu, ama herkes elini uzatırsa sana, çabucak aşarsın. Hayatımız boyle işte.”

Dunyadaki insanlar oğullarını, kardeşlerini, babalarını, kocalarını bizim kadar seviyorsa, bizim o gun onları beklediğimiz gibi onlarda oğullarını, kardeşlerini, babalarını, kocalarını bekliyorsa, yeryuzunde başka savaş olmaz artık” diyorum.

Savaşın insanları zalim, aşağılık, aç gozlu yaptığını kim soylemiş ? Hayır, savaş, sen çizmelerinin altında insanları ezebilirsin, oldurebilirsin, yağma edebilir, yakıp yıkabilirsin, 40 yıl bile surdurebilirsin bunu, ama insan denen yaratığın içindeki o duyguyu, o insanlık duygusunu, o sevgiyi içinden sokup atamazsın. “ Toprak, , goğsune bastı bizi, dunyanın her koşesindeki insanları besle. Anlat onlara, sevgili toprak, anlat onlara.”

“ Hayır Tolunay. Sen anlat… Sen insansın. Her şeyin ustundesin. Her yaratıktan akıllısın. Sen insansın. Sen anlat İNSAN!.”

Yorumlar

Birşeyler Söylemek İstermisin?





Bottom