Top

Mahşer (Peyami Safa) Kitabı Özeti

Mart 19, 2008

 

()

 

Konu

Nihad’ın Muazzez’e aşkını ve duşunduğu İstanbul’un nasıl değiştigini ,devletin ne kadar kotu duruma duştuğunu anlatıyor.

 

Ozet

Nihad vapurla İstanbul’a gelir.canakkale Savaşından daha yeni çıkmıştır ve uzun zamandır İstanbul’u gormuyordu.İlk olarak arkadaşı Faik’in yanına gitti.Daha sonra iş aramaya başladı.Bir gun Seniha Hanımla karşılaştı. Seniha onu evine davet etti.


Ertesi gun Seniha’nın yaşadığı eve gitti.Orada Muazzez ile tanıştı. Seniha Nihad’dan kızına oğretmenlik yapmasını ve onun bir kaç mektubunu kaydetmesini istiyordu. Nihad bu işi hemen kabul etti.Daha sonra Muazzez ile balkona çıktılar.İçerideki odada Seniha’yı ve Alaaddin Beğ’i gorduler.Aralarında kotu işler hakkında konuşuyorlardı.Bunları Nihad ve Muazzez duydular. Nihad çok şaşırmıştı.cunku o yıllardır bu insanlar için savaşmıştı.Muazzez ile bu konuları konuşmak için buluşma kararı aldılar.


Bir kaç gun sonra Nihad’la Muazzez buluştular.Seniha ve kocası Mahir Beğ’in yaptıklarını anlatıyordu.İkisinin ne kadar sahtekar insanlar olduklarını , Seniha’nın vucudunu kullanarak erkekleri nasıl kandırdığını ve daha sonra onları nasıl kullandığını anlatıyordu.Onlar bunlarla da kalmayıp Muazzez’in annesinin apartmanını dalavere ile almışlardı.. Nihad bunları duyunca şok olmuştu.

Nihad çalışmak için apartmana gitti. ilk iş olarak mektupları kaydetmeye başladı.Mektuplar hep sahtekarlıkları anlatıyordu. Bunları kaydetmeye mecburdu çunku zar zor bir iş bulmuştu ve Muazzez’i gormek için başka çare yoktu. Bir gun dolaşmaya çıktı ve sokakta Alaaddin Beğin gazetesinde çalışan hikaye yazarı Kerim Beğ ile karşılaştı.Biraz muhabbet ettiler. Nihad ona Mahir Beğleri ve çevirdikleri dalavereyi anlatıyordu.

Nihad iyice Muazzez’e alışmıştı.O da tabiki ona alışmıştı.Ama arada bir sorun vardı Muazzez’i Alaaddin Beğ İle evlendirmeyi duşunuyorlardı.Fakat bunu Muazzez istemiyordu.İlk başlarda Seniha Hanım’da buna izin vermiyordu ama Nihad ile Muazzez arasında bir yakınlaşma olduğunu anlayınca oda bunu kabul etti. Bir gun yine dolaşırken Kerim Beğle karşılaştı.Ona olan biteni anlattı. Kerim Beğ ona kızı apartmandan kaçırmasını soyledi.Ama bunu Nihad hiç duşunmuyordu çunku kendi karnını bile Seniha ’nın verdiği bir kaç kuruşla doyuruyordu.Ama aklında bu fikir kaldı ve bunu Muazzez’e açmayı duşundu.

Bir zaman sonra Muazzez ile konuşurken konuyu ona anlattı. Muazzez bu fikri biraz yadırgadıysa da eğer zor durumda kalırsa onunla beraber kaçabilecegini soyledi. Bir akşam eğlencesinde mebus kendini kaybetti ve Muazzez’e saldırdı.O da Nihad‘dan yardım istedi. Nihad mebusu engelledi.Bunun uzerine Seniha ve Mahir Nihad’I evlerinden kovdu.Muazzez ’de bu saldırılara katlanamayacagını ve kaçmak için Nihad’ın dışarda beklemesini istedi.O akşam ikisi beraberce apartmandan kaçtılar.Birlikte Nihad ’ın arkadaşı Faik’in yanına gittiler ve bir kaç gun orda kaldılar.Bu zamanda Nihad bir ev aramaya Muazzez ise iki uç ev eşyası almaya başladı. Bir sure sonra Nihad Muazzez’i arkadaşları Haldun, Necdet ve Nail ile tanıştırdı .

Nihad ile Muazzez birlikte bir eve taşındılar. Nihad iş arıyordu fakat İstanbul’da iş bulamıyordu. Ay başı yaklaşmıştı ve ev sahibi Emine Hanım birkaç gun sonra kirayı almak için gelecekti. Nihat bunun için Faik’ten borç istemeye gitti ama onda da metelik yoktu. Kahveye uğradılar ve orada Rıza’yla karşılaştılar. Rıza bir aktordu ama artık geçimini dalavere ile sağlıyordu. Nihad’a biraz para verdi ve tiyarosunda suflor olarak çalışmasını istedi,oda kabul etti. Nihad tiyatroda işe başlamaya gitti ama ortalarda kimseler yoktu. Rıza’yla birkaç kişi tiyatroya geldiler. Tiyatro hiçbirinin umrunda değildi. Daha bir prova bile yapmamışlardı. Ertesi gun tiyatro sahneleniyordu.Nihad bir kutuya girdi ve oyunculara rollerini okuyordu.Ama hiç biri birşey anlamadıgı ve duymadıgı için komik bir durum oluşuyordu.Nihad kutunun içinden yere duştu ve kaçar gibi orayı terketti.Rezil olmuştu. Nihad bundan sonra çok degişti.Dunya’ya lanet etmeye ve Devlet’in bu gidişatına dur demeye kararlıydı.Bunun için ihtilal yapmayı duşunuyordu.Kendi gibi duşunenlerle toplantılar yapmaya başlamıştı.Bu durum Muazzez’in hiçte hoşuna gitmiyordu.Nihad bir yandanda mebusun gazetesi için Kerim Beğin aracılığıyla eserler çeviriyordu.

Bir gun Nihad ile Muazzez tartışmaya başladılar.Muazzez Seniha’yı gormek istiyordu ama Nihad buna izin vermiyordu.Muazzez çok ısrar etmesine rağmen Nihad’ı bir turlu kandıramıyordu.Ertesi gun Muazzez hastalandı.Nihad onun yanından hiç ayrılmıyordu.Akşam olunca kapı çalındı.Dışarda bir zabit Nihad’ı karakola goturmek istiyordu.Nihad ne oldugunu anlamadan zabitle beraber karakola gitti.Devlet hakkında kotu soz soylemekten uç gun içeride yattı.Daha sonra doğru Muazzez’in yanına gitti.O hala yaşıyordu ve Muazzez apartmana gitmek istedigini soyluyordu.Nihad yine kabul etmiyordu. Ertesi gun Nihad uyandıgında Muazzez’in apartmana gittigini oğrendi.Uç gun geçti .Muazzez eve dondu ve Nihad ile konuşmaya çalıştı fakat Nihad hiç yanıt vermiyordu.En sonunda Muaazzez dayanamıyarak evden çıkıp gitti.

Nihad mahalleden başka bir yere taşındı.Nişantaşında Şukriye adında bir kadının evinde kalmaya başladı.Kimseyle konuşmuyordu.Herkes onu merak ediyordu.Bir gun ev sahibi dayanamayıp Nihad’a ne oldugunu sordu.Oda olan biteni anlattı.Kadın bu duruma çok uzuldu,yardım etmeyi çok istiyordu ama elinden bir şey gelmezdi. Bir sure sonra Nihad Muazzez’in yanına gitti ama onu bulamadı.Aklında intihar etme fikri yatıyordu çunku dunyadan bıkmıştı.En sonunda ayaklarını bağlayarak kendini denize attı.Ama tekrar yaşamayı seçti.Denizden karaya çıktı ve doğru Kerim Beğ’i gormek için apartmana gitti.Ordanda Kerim ile beraber Kerim’in evine gittiler.Kerim ona guzel bir iş bulmuştu ve Muazzez’in onu aradıgını soyluyordu.Bunun uzerine ikisi beraber direk Muazzez’in yanına gittiler. Muazzez ile Nihad barıştılar.Nihad Muazzez’i intihar etmek istediği yere goturdu ve ayagına bağladıgı kemeri ona gosterdi.Muazzez çok şaşırmıştı ama Nihad bunları gerçekten yapmıştı.İkisi birlikte ufka baktılar ve hayat onlar için yeni başlıyordu.


Ana Fikir

İnsan ne kadar kotu duruma duşerse duşsun hayatından bezmemeli,aşkını.sevgisini kaybetmeyip sabretmelidir.

 

Şahıslar ve Olaylar

NİHAD:canakkale’de savaşmıs yirmialta yaşında durust ,hayatını kendıi emeğiyle kazanmaya çalışan romanın asıl kahramanıdır.
MUAZZEZ:Genç ve guzel ,iyi bir aile terbiyesi almış ,insanları seven ve onlara değer veren namuslu bir kızdır.
SENİHA HANIM:Bir kaç kez evlenip boşanmış en sonunda kendi gibi sahtekar biriyle evlenmiş,zeki, işten pazarlıklı bir kadın.
MAHİR BEY:Seniha’nın kocasıdır.Tuccardır ama gelirinin çogunu devleti soyarak karşılayan namussuz bir kişidir.
ALAADDIN BEY:Mebus ve ayrıca bir gazetenin sahibidir.Seniha’nın etkisinde kalan dalavereci bir şahıstır.
FAİK:Nihad’ın en yakın arkadaşıdır.İyi ve her zaman yardım sever biri olarak romanda gorulur.
EMİNE HANIM.Faizci,sadece paraya deger veren , beş para etmez bir kadındır.
ŞUKRİYE HANIM:Nihad’ın ev sahipliğini yapmış,ihtiyar ve oldukça iyi bir kadındır.

Yazar Hakkında Bilgi

(1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul’da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa’nın oğludur. Duzenli bir oğrenim goremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Oğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul’da oldu.

Romanları: Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sozde Kızlar (1923), (1924), Bir Akşamdı (1924), Sungulerin Golgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Curmu (1925), Canan (1925), (1930), - (1931), Atilla (1931), Bir Tereddudun Romanı (1933), Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1959). Hikâyeleri: Hikâyeler (Halil Açıkgoz derledi, 1980). Oyunu: Gun Doğuyor (1932). İnceleme- denemeleri: Turk İnkılâbına Bakışlar (1938), Buyuk Avrupa Anketi (1938), Felsefî Buhran (1939), Millet ve İnsan (1943), Mahutlar (1959), Mistisizm (1961), Nasyonalizm (1961), Sosyalizm (1961), Doğu-Batı Sentezi (1963), Sanat- Edebiyat-Tenkid (1970), Osmanlıca-Turkçe- Uydurmaca (1970), Sosyalizm-Marksizim- Komunizm (1971), Din-İnkılâp-İrtica (1971), Kadın-Aşk-Aile (1973), Yazarlar-Sanatçılar- Meşhurlar (1976), Eğitim-Gençlik-Universite (1976), 20. Asır- Avrupa ve Biz (1976). Ders Kitapları: Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi (1929), Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe (1929), Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat (I-IV, 1929), Yeni Talebe Mektupları (1930), Buyuk Mektup Numuneleri (1932), Turk Grameri (1941), Dil Bilgisi (1942), Fransız Grameri (1942), Turkçe İzahlı Fransız Grameri (1948).

Fatih - Harbiye (Peyami Safa) Kitabı Özeti

Mart 19, 2008

-

 

 

()

 

 

Konu

Neriman’ın kendi kulturuyle batı kulturu arasındaki kayboluşu ve doğru yolu buluşu.

 

 Ozet
Neriman’la Şinasi çocukluk arkadaşlarıdır. Tanıdıkları ilk karşıt cins birbirleridir. İlk başta ikisi de birbirlerini seviyorlardı. Okula beraber gidip geliyorlardı. Universite de bile beraberdiler. Neriman’ın babası Faiz Bey’dir ve Şinasi’yi de çok sevmektedir. Bazı geceler Faiz Bey’in evinde saz çalarlar ve sohbet ederlerdi. Herkese bir gun Şinasi ile Neriman’ın evleneceğini duşunuyordu.

 

 

Giderek Neriman Şinasi’den soğumaya başladı. Neriman oturduğu mevki olan ’I, sevmemektedir. cunku , doğuyu, gelişmemişliği ve eskiyi temsil ediyordu. Oturduğu mahalle çok eskiydi ve evler de virane gibiydi. Bir gun Macit denilen yakışıklı, zengin ve kibar birisiyle tanışır. Macit ’de oturuyordu. , gelişmişliği ve batıyı simgeliyordu.

 

 

Macit ile bir kaç sefer Şinasi’den habersiz buluşurlar. Bir gun Macit Neriman’a balo davetiyesi verir ve baloya davet eder. Nerman baloya gitmeyi çok istemektedir. Ama gitmesi için babasının iznini almak zorundadır. Tam babasına soyleyecekken babası ona Şinasi ile evlenmesini teklif eder. Hemen reddetmez ve 2-3 ay muhlet ister. Ve bolaya Şinasi ile gitmesi koşuluyla da izin alır.

 

 

Elbise için vitrinleri gezmeye çıktığında dayısının kızlarına uğrar. cunku dayısının kızları bu işlerde oldukça deneyimlilerdir. Eve gittiğinde bir kadının ağlamaktan harap olduğunu gorur ve nedenini sorar. Nedeni kızının intiharıdır. Kızı Rus gitariste aşık olmuştur. İkisi de başta çok mutlulardır ve birbirlerini çok sevmektedirler. Ancak çok sefil bir hayat surmektedirler. Buda kıza tak etmiştir.

 

 

Gunun birinde zengin bir adamla tanışan kız genci terk eder ve adamla yaşamaya başlar. Artık balolara gidebilmekte ve her istediğini yapabilmektedir. Ancak gerçek mutluluğu bulamamaktadır. Tahsil gormuş bir kız olduğundan hakiki guzelliği aramaktadır. Musiki, mutalaa ve samimiyet…Rus gencinde bunları bulabiliyordu ancak zengin adamda bunları bulamamaktadır.

 

 

Sonunda, gence donmeye karar verir ve aramaya başlar. Buyuk uğraşlar sonucu bulur ama genç kabul etmez. Kız bunun verdiği uzuntu ile evine gider ve tabanca ile kendini oldurur.

 

 

Hikayeden çok etkilenen Neriman evden izin alarak ayrılır. Kendi evine gelir ve babasına artık baloya gitmek istemediğini ve Şinasi ile evlenmeyi kabul ettiğini soyler….

 

Ana Fikir

Batının tekniğini almalıyız fakat kulturunu asla.

 

 

 

 

Şahıslar ve Olaylar

NERİMAN: musiki okulunda okuyan, bigili fakat biraz batı hayranı bir kızdır. Eğlencelere gitmek istemektedir.

ŞİNASİ: doğu kulturunu benimsemiş, bilgili ve battı kulturunden hoşlanmayan birisidir.

FAİZ BEY : Doğunun kulturu ile yetişmiş. Kendisini ve kulturunu iyi bilen, musikiyi ve sohbeti seven, bilgil ve olçulu birisidir.

Neriman’ın Şinasi’ye olan tutum değişikliği Macit ile tanışmasından ve Şinasi’yi biraz doğu hayranı ve batı kulturu karşıtı olarak duşunmesinden ileri gelmektedir. Şinasi’nin hiçbir zaman balolara ve eğlencelere gitmeyeceğini duşunmektedir.

Dayısının evine gittiğinde karşılaştığı manzara ve anlatılan hikaye Neriman’ çok etkilemiştir. Hikaye anlatılırken kendisini kızın yerine ve Şinasi’yi de Rus gencin yerine koyarak olayları aklında canlandırmış ve bir karara varmıştır. Anlatan hikaye Neriman’I doğru yola iletmiştir.

 


Yazar Hakkında Bilgi

(1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul’da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa’nın oğludur. Duzenli bir oğrenim goremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Oğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul’da oldu.

 

 

halk için yazdığı edebî değeri olmayan romanlarını “Server Bedi” imzası ile yayınladı. Sayıları 80′i bulan bu eserler arasında; Cumbadan Rumbaya (1936) romanıyla, Cingoz Recai polis hikâyeleri dizisi en unluleridir. Ayrıca ders kitapları da yazdı.

 

Romanları: Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sozde Kızlar (1923), (1924), Bir Akşamdı (1924), Sungulerin Golgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Curmu (1925), Canan (1925), (1930), - (1931), Atilla (1931), Bir Tereddudun Romanı (1933), Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1959). Hikâyeleri: Hikâyeler (Halil Açıkgoz derledi, 1980). Oyunu: Gun Doğuyor (1932). İnceleme- denemeleri: Turk İnkılâbına Bakışlar (1938), Buyuk Avrupa Anketi (1938), Felsefî Buhran (1939)

 

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa) Kitabı Özeti

Mart 19, 2008

 

 

(Peyami Safa)

 

 

Konu

cocukluğundan beri bacağından rahatsız olan ve kimseyi dinlemeyen birisinin, hayaller peşinde koşarken başından geçen olaylar.

 

 

 

 

Ozet

Yazarın kuçukluğunden beri çektiği hastalık onu hastahanelerden tiksindirmiştir. Fakat durumu ciddiyetini korumaktadır. Annesi ile kenar mahallelerin birinde virane ahşap bir evde yaşamaktadır.

 

 

Bir gun ameliyat olması gerektiğini oğrenip hastahaneden donduğunde evde annesini bulamaz ama odanın halinden annesinin şiddetli bir baş ağrısı geçirdiğini anlar. O sırada annesi gelir. Yazar ise annesini uzmemek için ona gerçekleri anlatmaz. Kendi doktaruna gidip ona gozukmesi gerektiğini soyler.

 

 

Annesi yazarın Erenkoye gideceğini oğrenince paşanında onu merak ettiğini soyler. Ertesi gun yazar once paşaya gider. Paşa ilk olarak sağlık durumunun nasıl olduğunu sorar yazar da kaçamak cevaplar vererek olayı geçiştirir. Daha sonra odaya Nuzhet gelir yazardan getirmesini istediği kitapları alır. Kızı gidince paşa yazara bir de doktor Ragıp Bey’ e gorunmesini tavsiye eder.

 

 

Paşanın uzaktan akrabası olan yazar kuçuk yaşlardan beri onunla konuşur, ona kitap okur. O akşam yine bir roman okumaktadır fakat paşa uyuyunca Nuzhet’ le birlikte beahçeye gider ve muhabbet ederler. Yazar on beş yaşında ve aralarında dort yaş olmasına rağmen Nuzhet’ i sevmektedir. Ancak onun da aynı duyguları hissetiğinden emin olmaz. Bahçede konuşurken doktor Ragıp’ ın Nuzhet’ i istediğini duyunca once uzulur ama Nuzhet oralı olmayınca, duyduğu şupheye rağmen keyfi yerine gelir. Daha sonra Nuzhet annesinin isteği uzerine uyumaya gider ve yazar da kendine olan tum guvenini kaybeder.

 

 

Hastalığı onu normal yaşından çok daha olgun davranmaya sevk etmiştir. Doktorun ikazlarına rağmen baston kullanmayan yazar o gece yatakta yorgun ve acı içinde kıvranmaktadır. Henuz uyumadan Nuzhet yazarın evine uğrar ve uyuyamadığını bahane ederek tekrar koyu bir muhabbete başlarlar. Ertesi gun yazar erkenden doktara gideceğinden Nuzhet onun uyumasını ister. Fakat yazar ona karşı olan zaafiyetini daha fazla saklayamaz, onu kendisine çekip bir kere oper ve Nuzhet şaşkınlık içerisinde koşarak eve gider.

 

 

Sabah olunca yazar Kadıkoye gider ve paşanın istediği kitapları alır ve sonra da annesine bir ay içerisinde gelemeyeceğini yazar. Oradan da doktara gider fakat operatorun dersi olduğundan goruşemezler. Operatorle akşama goruşebilen yazar ondan baston kullanması ve iyi yemesi ve dinlenmesi konusunda uyarı alır. İşi bitip koşke donen yazar içeriye girdiğinde kendisinden gizli bir şey konuşulduğunu anlar ve uzuntu içerisinde bahçeye oturmaya çıkar.

 

 

Daha sonra Nuzhet gelir ve yazar içeri girdiğinde annesinin dolabın arkasında çıplak olduğunu soyleyerek onu rahatlatır. Fakat akşam Nurefşan ona gerçekleri yani Nuzhet ile doktor Ragıp’ın durumlarını konuştuklarını soyler. Yazar hayal kırıklığına uğrar ve Nuzhet’ in odasına konuşmaya girer. Nuzhet yine yazarı ikna eder. Daha sonra ikisi de uyurlar.

 

 

Ertesi gunu Nuzhet’ le bahçede geçiren yazar Nuzhet’ le cinsel yakınlaşmalara girer. O akşam doktor Ragıp yemeğe gelir ve yazar hiç oralı olmaz. Konukları gidince Paşa yazara doktor hakkında goruşlerini sorar o da Ragıp’ ı Nuzhet’ e yakıştıramadığını soyler bunu duyan yengesi de içinden yazara karşı kin tutar.

 

 

Bir gun yazar yengesinin Nuzhet’i mikroplara karşı uyardığını ve eşyalarımızı ayırdım dediğini duyar ve bunun uzerine evi terk etme kararı alır. Ancak annesinin de o gun paşalara geleceğini duyması kararını değiştirmesine neden olur.

 

 

Hızla geçen gunlerden sonra nihayet evine donen yazarın ağrıları gun geçtikçe arttığından annesi onu fakulteye goturur. Operator ona durumun ciddiyetini hatırlatır ve yerinden bile kıpırdamamasını ister. Evi birden kalabalıklaşan yazarın yakınları onu teselli etmeye çalışır. Tekrar fakulteye gittiğinde operator bacağın kesilmesi gerektiğini soyler fakat buna razı olmayan yazar birden bayılıverir. Bundan etkilenen operator kasaplardan farkı olmaları gerektiğini soyleyip yazara, uç aylık bir surede bacağını kurtarmak için hastahanede kalması gerektiğini soyler.

 

 

Yazar bunu kabul etmek zorunda kalır ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşuna yatırılır. Burası ona hapishane gibi gelir ve ilk gecesi olaylı biter. Bu korkuya dayanamaz ve butun gucuyle bağırıp çağırır. Zor geçen gunlerin sonunda ameliyat gunu gelir. Ameliyatı bitince yedinci pansumanda doktor bacağın kurtulduğun ancak yer basamayacağını soyler.

 

 

Daha sonra da Nuzhet’ ten gelen karttan Paşanın hastalandığını Nuzhet’ in de doktor Ragıp’ la nikahlanacağını oğrenir. Acılar içinde geçen gunlerin sonunda annesi doktor Mithat ve arkadaşı onu hastahaneden taburcu ettirirler.


Ana Fikir

Bize verilen oğutleri ciddiye almalı ve hayallere peşinden koşmamalıyız. Aksi takdirde kaybeden yine biz oluruz.

 

 

Şahıslar ve Olaylar

Nuzhet: Yerinde duramıyan yaşam dolu son derece hareketli birisi.

Paşa: Disiplinli, yardım sever ve dediğim dedik, inatçı birisi.

Yengesi: İçten pazarlıklı kızının iyiliğini duşunen bir anne.

Nurefşan: Koşkun hizmetçisi ve yazarın mutluluğu için elinden geleni yapan birisi.

Doktor Ragıp: Bakımlı ve kulturlu bir doktor.

Doktor Mithat: Yazarın doktoru.

Operator: İnsanliğa faydalı olmaya çalışan bilinçli bir tıp adamı.

Yazar: Tek bacağından acı çeken ve umitleri peşinde ruyalar aleminde koşan birisi.

 

 

 

Yazar Hakkında Bilgi

İstanbul’ da 1899 yılında doğdu. Dokuz yaşında iken sağ elinin ekleminde kemik hastalığının başlaması, on uç yaşında iken de hayatını kazanmak zorunda kalması yuzunden duzenli okul oğrenimi goremedi, kendi kendini yetiştirdi. “

 

 

Biri Yerli ve Kopanlıklar Kralı” adlı (1913) ve “ Uç Kardeş” adlı (1918) birer hikâyelik iki kuçuk kitap çıkarıyor, Fagfur (1918) vb. gibi sanat dergilerinde hikâye çevirileri ve makaleleri yayımlanıyordu. Savaş sonunda, kardeşinin isteğiyle memurluktan ayrılıp basın hayatına atıldı. cıkardıkları “ Yirminci Asır” adlı bir akşam gazetesinde “ Asrın Hikayeleri” genel başlığı adı altında halk için gazete hikayeleri yazdı.

 

 

İlk otuz kırk tanesi imzasız yayımlanan bu hikâyeler o zaman çok beğenildi; yazar devrin ileri gelen bazı sanatçıları ( Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yahya Kemal Beyatlı, Omer Seyfettin vb.) tarafından teşvik edildi. O tarihten sonra yalnız gazetelerde çalıştı. Fıkra, makale ve roman yazarı olarak geniş bir une ulaştı. Bu arada “ Kultur Haftası (1936) ve Turk Duşuncesi (1953-1960)” adlı iki de dergi çıkardı.

 

 

İkinci Dunya Savaşı yıllarında kendini Faşizm akımına kaptırdı; savaş sonrasında çalıştığı parti gazetelerine gore ikide bir ağız değiştirerek siyasal bir dengesizlik içinde bocaladığı, genellikle gerici bir takım goruşlerin savunuculuğunu yaptı. Ataturk’un sağlığında “ Turk İnkılabına Bakışlar (1938)” adlı bir kitap yazmışken Ataturk’un olumunden sonra devrin duşmanı bir yol tutu. 1961’ de İstanbul’ da oldu.

 

 

|» Roman Ozetleri Sayfasına Don! « |

 

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

 

Bottom