Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil) Kitabı Özeti
Mart 19, 2008
(Halit Ziya Uşaklıgil)
Konu
Roman turunun edebiyatımızdaki en guzel orneklerinden olan Mai ve Siyah’ta yazar yaşanılan bir donemin sosyo kulturel durumunu gozler onune sermiştir. Yazar romanda okuyucuya donemin yaşantısını A.Cemil’in bakış açısından vermeye çalışmıştır. Bu bakış açısında kendi içinde bir objektiflik ve realistlik goze çarpar. Mai ve Siyah donemin butun toplumsal sorunlarını gundeme getiren bir roman olmuştur. Yazar donemindeki bir takım sorunları kahramanları vasıtasıyla okuyuculara açıklamıştır.
Yazar bu romanda neslinin şair idealini ele alır, o zamanki sanat ve basın dunyasını yer yer çok gerçekçi çizgilerle tasvir eder. Bu tasvirlerde insanların duyguları çok guzel işlenmiştir. Eser aşırı duygusal ve romantik bir romandır.
Ozet
A.Cemil, çok doğru, iyi kalpli bir avukatın oğludur. Annesi ise erdemli bir kadındır. Oğrenimine resmi okullarda başlar. Oğrenimi sırasında babası vefat eder. Okulu bitirir bitirmez kız kardeşine ve annesine bakmak zorunda kalır. Fakat elinden fazla bir iş gelmemektedir. Bu donemde gecesini gunduzune katarak Fransızca kitap tercumesi yapar fakat emeğinin karşılığını alamaz. Yabancı dil bildiği için sadece evlerde ders vermektedir. Bir de şiir yazmaktan başka bir becerisi yoktur.
Ders verdiği oğrencilerin yaptığı şımarıklıklar onu bezdirmiş ve bu işi bırakmasına sebep olmuştur. Gittikçe umutsuzluğa kapılmıştır. Huseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’yla evlenecek midir? Edebiyatımıza yeni bir yon verebilecek midir? En sonunda Mirat-i Suun adlı gazetede iş bulur ve gazetede tercumeler yapmaya başlar. Hayatı az çok duzene girmeye başlar.
Hatta gazete sahibinin oğlu Vehbi Efendi, A.Cemil’in kız kardeşi İkbal ile evlenir. O zaman Suleymaniye’de eski bir evde oturan A.Cemil kız kardeşini bahtiyar gormek hevesiyle, guzel bir duğun yapar. Ama bu evlilik, o zamanın evlenme şartları yuzunden başarılı olmaz. Evlenenler daha onceden birbirlerini tanımadıkları için, bağdaşamazlar. Vehbi Efendi gayet kaba, boyuna içen, kustah bir kimsedir. Bir gece Vehbi Efendi hamile olan İkbal’i oyle hırpalar, oyle bir tekme atar ki, zavallı kadın çocuğunu duşurur. A.Cemil çıldırmış gibidir, onu Ali Şekip zor zapt etmektedir. Kız kardeşini olumden kurtarması lazımdır. Aldığı butun tedbirlere karşı İkbal’ı olumun pençesinden kurtaramaz.
Huseyin Nazmi uzakça bir vazifeyle dışişlerine tayin edilmiştir. A.Cemil bir gun onu ziyarete gider. Bir aya kadar memleketten ayrılacak olan Huseyin Nazmi, sevineceğini zannederek A.Cemil’e başka bir haber daha verir, Lamia’yı evlendiriyorlardır. Zihninde kızı ailesinin ısrarıyla evlenmeyi kabul etmiştir diye tasarlar. Bir an sevgisini itiraf etmeyi duşunur fakat bir yuva kuramayacağını anlayınca vazgeçer.
Butun umutları, gelecekle ilgili planları bir bir sonmuştur. Geriye ne kalmıştır. Butun omrunu koyduğu şiirleri mi? Bir an bile durmadan onları da ocağa atıp yakar. Yanışını gozlerinde yaşlarla izler. O eserin zaten bir anlamı kalmamıştır.
Mademki Huseyin Nazmi gidiyor, o da gidecektir. Anadolu da bir vazife alıp gidecektir. Kararını yerine getirir. Dertli anasını alarak bir vapura biner. Gece karanlığında, son defa İstanbul’u seyreder. Vaktiyle butun ışıklar ona elmas gibi gorunuyordu fakat şimdi her yer simsiyahtır.
Ana Fikir
Eserin tema için karamsarlık, ayrılık, aşk, pişmanlık diye tek bir şey soylemek mumkun değildir. Bunun içindir ki bunların hepsini içine alan kader belki de bu eserin teması olabilir.
Mai ve Siyah bize İstanbul’daki sanat ve edebiyat çevrelerini yansıtan başarılı romanlardan biridir. Romanın kahramanları olan A. Cemil’in basın ve yayın hayatının merkezi olan çevrelerle ilişkisi bize donemindeki edebiyat ve kultur hareketlerini yansıtmıştır. Mai ve Siyah bu bakımdan Servet-i Funun edebiyat akımının romanı sayılır.
Şahıslar ve Olaylar
Ahmet Cemil: Romanın baş kahramanıdır. Olaylar onun etrafında oluşur. Genç, yakışıklı, zeki, tuttuğunu koparan, aklına koyduğunu yapan, yeni edebiyat anlayışını temsil eden bir kişiliktir.
Raci: Ahmet Cemil’in karşısında olan yani eski edebiyat anlayışını temsil eden,onunla zıt fikirlere sahip, onu çekemeyen ve onun yolunu kesmeye çalışan birisidir.
İkbal: Ahmet Cemil’in hayatını adadığı sevgili kız kardeşi, iyi kalpli, masum, guzel hayattan çok acı çekmiş, bahtı kara birisidir.
Vehbi Bey: İkbal’in kocasıdır. Kaba, bencil, boyuna içen, kustah, karısına kotu davranan, onun olumune sebep olan alçak bir heriftir.
Lamia: Ahmet Cemil’in çocukluktan kalma en buyuk aşkıdır. Ahmet Cemil’in evlenmek istediği, sevdiği, hayatındaki ideal kadın.
Huseyin Nazmi: Lamia’nın abisi ve Ahmet Cemil’in yakın arkadaşı. Ahmet Cemil ile edebiyat tartışmalarına giren, onu kabullenen ve destekleyen birisidir.
Yazar Hakkında Bilgi
Halit Ziya UŞAKLIGİL: Turk yazarı. İstanbul’da doğdu. Mercan Mahalle Mektebi’nden sonra Fatih Askeri ruştuyesine devam etti. Ailece İzmir’e taşındıklarında oğrenimine İzmir ruştiyesine devam etti. Mekhitarist okulunda Fransızca eğitimi aldı.İki arkadaşı ile 1884’te Nevruz dergisi, iki yıl sonra Hikmet gazetesini çıkardı. 1893’te İstanbul’a gelerek Reji idaresinde başkatiplik gorevine başladı.
1896’da Edebiyatı Cedide topluluğuna katıldı.Meşrutiyetten sonra Darulfununda Batı Edebiyatı dersleri okuttu.Sonra, Darulfununda muderris oldu.Hukumet tarafından 1913’te Fransa’ya, 1915’te Almanya’ya gonderildi. Cumhuriyetten sonra Yeşilkoy’deki koşkune çekilerek gazetelerde yazmaya devam etti. Halit Ziya yazı hayatına, her konuda yazı ve tercumelerle girdi. Yazdığı şiirler Muallim Naci tarafından ağır bir dille yerilince mensur şiire yoneldi.1885’ten sonra yazmaya başladığı ilk romanları, Tanzimat romanının devamıdır. Bunlarda basit şemalarda duygusal aşk hikayeleri anlatılır.
1896’da Servet-i Funun topluluğuna katıldıktan sonra Fransız romanlarını, ozellikle teknik yapılarını ve anlatım ilkelerini incelemeye başladı. O yıllarda surekli okuduğu yazarlar Balzac ve Paul Bourget’tir. Halit Ziya romanlarında, yaşadığı donemin toplumsal şartları ve yetiştiği çevrenin ozelliklerini dolayısıyla, genellikle varlıklı kişilerin hayatını ve meselelerini konu edindi. Kendi hayatına benzeyen hayatları tasvir etti; romanlarındaki kişiler, olayların oluşumu, Halit Ziya’nın iyi bildiği çevrelerden seçilmiştir. Roman kişileri tenkitçi bir tavırla ortaya koyan Halit Ziya, hikaye kişilerine daha çok şefkatle, acıyarak bakar; bunlar iyi yurekli, fedakar ve namuslu kişilerdir.Bu hikayelerde yazar, romanlarında olduğu gibi, kuçuk gozlemlerini değerlendirir.
Halit Ziya, ilk romanlarından beri aradığı anlatıma, Edebiyatı Cedide doneminde ulaştı.
ESERLERİ
Roman : Nemide, Bir Olunun Defteri, Ferdi ve Şurekası, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar.
Uzun Hikayeler : Bir Muhtıranın Son Yaprakları, Bir İzdivacın Tarihi Muaşakası.
Oyun: Kabus(1918, Ankara Devlet Tiyatrosunda oynandı.)
Hatıraları: Kırk Yıl, Saray ve Otesi,Bir Acı Hikaye…
Servet-i Funun devrinde, Tanzimat ile başlayan yeni nesir gelişerek olgunlaşmış ve bu devirde bugun klasik olarak değerlendirebileceğimiz guzel ornekler meydana getirilmiştir. Servet-i Funun romancıları, Namık Kemal’in açtığı “sanatkarane roman” tarzını geliştirerek modern Batı seviyesine yukseltir. Servet-i Fununcular yazdıkları hikaye ve romanlarda tasvir ve tahlil için onemli bir yer ayırmışlardır. Ayrıca bu hikaye ve romanlarda ilk defa kadın erkekle bir seviyede gorulmuştur. Mai ve Siyah’ta belirtilen ozellikler ustaca kullanılmıştır.
Roman ve hikaye tekniğindeki aksaklıklar bu donemde ortadan kalkmış, yazarlar anlattıkları olayda aradan çekilmişlerdir.
Servet-i Funun edebiyatının roman ve hikayede en guçlu ismi Halit Ziya’dır. Turk nesrinin gelişmesinde onemli etkide bulunmuştur. Halit Ziya’ya gore guçlu bir Turk nesir uslubunun oluşması için eski nesir yanlışlıklarından uzaklaşılarak, Fransız nesir uslubunun teknik ozellikleri benimsenmelidir. Bu yuzden romanlarında sıfat tamlamaları ve benzetmelerde suslu cumleler yer alır.
Halit Ziya’nın romanlarındaki turler genelde yerleşmiş ve çevresinden sağlanmıştır. Sağlam bir tekniğe sahiptir. Bu romanlarında goze çarpmaktadır. Romanlarında yaşadığı donemin etkisi gorulur. Ozellikle Fransız realist ve naturalistlerin tesirinde kalmıştır. Bunda aldığı eğitimin payı buyuktur. Batılaşma uzerinde durur. Genellikle realist ve psikolojik eserler vermiştir. Roman konuları genellikle aydın çevreler, hikaye konularını ise halk tabakasından seçmiştir. Kahramanlarını yaşadığı çevreden seçmiştir. Yazar genellikle belli bir kesimi ele alır ve o cemiyetin hastalıklı tiplerini işler. Bunlar “ev içi” romanlarıdır.



